ÇİĞDEM TEPESİ

ÇİĞDEM TEPESİ

Bu içerik 72 kez okundu.

“Defin vaktini bekleyen ölü gibisin şehir...

Her gün ölüyorsun...

Hem de erkenden...

Sabahın meçhul...

Yarının muamma...”

“Bazen ruhuma yapışmış bir çıban, 'acıtan'

Bazen hücreler dolusu nefes, 'ferahlatan'

Ömür bitti, ‘gitsem mi, kalsam mı?” derken senden…

Böylesi sitemlere maruz bıraksam da kısa süreli ayrılıklarda bile burnumda tüten bu şehrin mensubu olmanın hakikaten bir şans, bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum…

İşte bu sevgi beni ‘O’na atfen kullandığım harflerden, kelimelerden ve binlerce mana yüklü cümlelerden makalelerden hiç uzak tutmadı…

Evet biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim ve arkamı dönüp duyduğum, gördüğüm, sevdiğim, yaşadığım, inandığım, güvendiğim her şeyine veda edip gideceğim bu şehrin…

Giderken de, kendi çapında aklımı, fikrimi, şehir hafızama meccanen yüklediğim sorumluluk duygularını yerine getirme gayretlerim, samimiyetim ve şehir sevgimle birlikte gideceğim…

Bilmem ki! ölüler ne hisseder o karanlıkta ama göğsü, ayakları; gidiş istikametinde, gönlü geriye dönük, eli başı hizasında geçmişine, evine, yurduna el sallayan, o bembeyaz valizine sadece amelini, anıları ve yaşadıklarını doldurup giden vedası ayakta tecelli edecek bir gurbetçi gibi gideceğim... 

Bir gün fıtrata aykırı bunca kopuşun, kaçışın bencilliklere teslim insanlığın tam ortasında beklentisiz bir yürek olmanın onuru ile gideceğim nihai gurbete

Bu makalemde bir kasavet havasında sunduğum şehir sevgimi hilafsız samimiyetimden hiçbir zaman ayrı tutmadım… Satırlara döktüğüm hiçbir harfin, kelimenin ve cümlenin boynunu bükmeden, manasını yere düşürmeden sürdürdüğüm bu görevi uzunca yıllar sürdürebilmek ise belki de tek beklentim… Tek bencilliğim

Salak’ sıfatlamasına maruz, ‘Yıllardır yazıyor, çiziyorsun ‘peki ne kazanıyorsun bu işten?’ sorularına muhatap kaldığım anlarda “bir kuruşluk bile kazancım yok ve hiç olmadı…” cevabıma gülerek “oğlum aptal mısın sen? şeklinde mukabele edenlerin seküler faşizme teslimiyetlerine iç sesimle cevap vereceğim şu an…

‘Sabah olur güneş vurur duvara…’ şarkısında “Faydasız çamuru vurma duvara / yağmur yağar emeklerin zayi olur…” diyen güftekârın sevgiliye yakarışı kadar içten bir yakarışın adı olsun bu makalem…

Varsın vurduğumuz çamurlar düşsün duvardan… Yağmurun rahmetine sığınalım ve salaklığımız, aptallığımız kadar yükü binsin omuzlarımıza bu şehrin…

Yeter ki!

Elimizi taşın altına sokmak eyleminin tereddütünü yaşatıp korkularımızın, ihtirasların, enaniyetlerin esiri, beklentilerin gebesi harflerin hurufat kasası, cümlelerin müfteri mürettibi etmesin Rabbim…

Umuma açık bir alanda daha dün şahit olduğum; görüntüde zarif kibrine esir, öfkesine hakim olamayan neredeyse yarı yaşımdaki bir hakime’ninben hakimim…’ diyerek mesleği ile alakasız bir konuda, başka bir hanımefendiye tasladığı üstünlüğün, düştüğü trajik konumun ve kibriyalığın mağlubu etmesin Rab’bim

Hülasası;

Çiğdem Tepesin’de’ filizlenip 65 binlik bir yaşam alanı haline gelen bu şehrin habibi olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum ama okuduğu okula ismi verilen Mahmut Esat kimdir? Sorusuna sadece ‘bizim okulun ismi abi…’ cevabı verebilen güya geleceğin teminatlarının ahvaline üzülerek…

Beş vakit namaz kıldığı camiye ve bir ömrü geçirdiği şehre ismi verilen Seyyid Harun kimdir sorusunun cevabını bilmeyen hemşerilerime üzülerek

GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ

Sevgi, sevgi… Ahh sevgi… Kibrit-i Ahmersin sen…

Ne olur bir zerreni bizlere takdim etsen…

Gel artık bitsin şu dolmak bitmeyen çile…

Politik esintiler bitsin son seçim ile…

Seydişehir dendi mi kaçmalı tüm uykular…

Seydişehir dendi mi, durmalı akan sular,

Sevgi, sevgi, ahh sevgi; Kibrit-i Ahmersin sen,

Fiyakan bozulmaz ya biraz da bize gelsen…

(Üstat Bahaddin Paslı’nın Sevgi… Sevgi… Ahh sevgi… adlı şiirinden)2

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Birçok üniversite diploması var, iş yok!
Birçok üniversite diploması var, iş yok!
KONYASPOR BOLU VE HOLLANDA YOLCUSU
KONYASPOR BOLU VE HOLLANDA YOLCUSU