Advert
KALDIR ELLERİNİ  TESLİM OL MEVLA'YA!
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

KALDIR ELLERİNİ TESLİM OL MEVLA'YA!

Bu içerik 1692 kez okundu.

Mahallemiz sakinlerinden 85 yaşında bir teyzemiz vardı. Babaannemin ahiretlik kardeşliği. Birbirlerine öyle hitap ederlerdi. Tatlı dilli,güleryüzlü,ağzı dualı hoşsohbet bir teyzeydi. Birgün evimize teşrif etti o gün tanıdım ve çok sevdim kendisini. Menkıbeler anlatıyor,bir yandanda ani bir manevrayla sol elinin üzerine sağ elini vurarak tempo yapıyor ,ufaktan ufaktan girizgah yaptığı ilahiyi sesini kimi yerde yükselterek kimi yerde kısarak söylüyordu.Görmelisiniz o tatlılığı. Ha bir de hitabı çok lâtif. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır mı bilinmez fakat tatlı dilin küçük büyük her insana pozitif etkisi inkar edilemez. Ve her insan tatlı dilli olamaz bu bir gerçek. Bazılarının doğasında var letafet. Bakışları latif, oturuşu latif, cümleleri latif, susuşu latif, duruşu latif.

 

İnsan  yanında sükunet duyar, ruhu okşanır. Hayatın cenderesinden bir anda kurtulduğunu hissedersin ne hikmettir bu letafet karşısında. Çoğu kez kalbini kıran ve geride bıraktıkları enkazı da talan edenlerine inat, enkazınızdan silkelenerek  ayağa kaldırıp, insanlara dair ölmeye yüz tutmuş inancınızı suni teneffüsle diriltmek için vardır bu latif ve zarif insanlar. Allah sayılarını artırsın. Zira çok ihtiyacımız var. Teyzemizi ziyarete gittik rahatsız imiş kendisi. Acilen hastaneye kaldırılmış. Beynine pıhtı atmış malesef. Yoğun bakımdaymış.Doktorlar pek ümit vermiyormuş kızının ve torununun dediğine göre. "Doktorlar bilinci yok diyorlar ama biz nasılsın diye sorduğumuzda kaşlarını oynatıyor yukarı doğru" diyor kızı hala diri tuttuğu ümidiyle. Kendileri herşeye rağmen ümitvar. Neden olarak ise şunu dile getiriyorlar ki manidar;" 4 yıl önce bağırsaklarından ameliyat oldu annem. Yoğun bakımda kaldı. Doktorlar yaşamaz ölür dediler. Bunun üzerine dört yıl yaşadı. Bunu da atlatır inşallah." Ümitvar olmak ne güzeldi. Rabdan ümit kesmemek ne güzeldi. Herşeye rağmen olmazları olduran Rabbe itimat ve tevekkül işte budur insanı manen olgunlaştıran ve dinginleştiren.

 

Kadere iman eden, kederi gönlünden azad ediyor kuşkusuz. Herşeyin Rabb'in izni ve inayetiyle olacağına ilişkin kuvvetli bir inanca sahip olan insan, kaderde varsa olacağı vardır düşüncesi ile umutlanıyor. Kaderde olmaması durumundaki mahrumiyetini ise hikmetler dairesinde değerlendirip kedere düşmeden memnuniyete dönüştürüyor. Böylesi bir teslimiyet duygusu ise insanda bir dinamizm ve dinginlik oluşturuyor. Olmazları olduran Rabbe itimat, ye'is uçurumuna yuvarlanmaktan kurtarıyor insanı. Elimizde olmayan, ne yaparsak yapalım değiştiremeyeceğimiz hadiselerde bu tutunuş daha bir önem arzediyor. Fakat bakıyorum da ne zaman ki insan sebepleri/vesileleri Rab olarak görüyor ,işte o zaman geri dönüşümsüz bir yanılgıya düşüyor. Ömrü yetmiş ve nefesi tükenmiş bir hastanın iyileşmemesinin hesabını doktordan soran ve/veya iyileşmesi imkan dahilinde olmadığı söylenen bir hastanın durumundaki düzelmenin hikmetini ilaç ve doktorlara bağlayan düşünce itikadî anlamda aynı derecede problemlidir diye düşünüyorum. Bilmiyorum insan galiba kadere iman noktasındaki yalpalanışlarının hesabını sorma gafletine düştüğü için yanlış muhataplar buluyor kendine sanırım. Ve duymak istemediği cevapların ardına düşüyor, duymak istediği cevaplar için. Velhasıl beyhude çabalar veriyor ve  gerçek; bir tokat gibi bilincine aşkediyor eninde sonunda tüm çarpıcılığıyla. 

Ve insan; her işin üstesinden tek başına gelebileceği yanılgısına düştüğü an kaybetti. Kibrinin dipsiz kuyusuna nefsinin çekiştirmesi ile yuvarlanıp g(y)itti. Yanılgıların ve yenilgilerin yılgınlığında savruldu ve bitti. Öyle bir gün geldi ki, ne keşke dolu haykırışları, ne biçare çırpınışları bitmişliğine ve tükenmişliğine çare olabildi. Bir kerecik olsun acziyetini inkar, ömür boyu zillete düçar olmasına sebepti, bilemedi. Ve insan yanıldı. Yanılabilme ve yanılgısını telafi etme payı verdi Rabbi. Fakat  yanılgısını inkar etti ve yanlışında ısrar etti insan. Bir zamanlar bir damla nutfeden meydana geldiğini inkar edercesine ısrar  etti hemde yanlışında.
 
Sonunun bir kuru kemikten ibaret olacağı gerçeğinden bihaber sahip olduğunu zannettikleri ile büyü(k)lendi. Sonsuz ve uçsuz bucaksız bir güce kafa tutmanın budalalığını O'nun rahmetinden ve yardımından ebedî mahrum kalarak ödedi. Ne acı bir mahcubiyet ve mahrumiyet! Allah böylesi bir mahrumiyetten bizleri muhafaza eylesin. Amin. Haddi aşanlardan olmaktan O'na sığınırız. Daim haddini bilenlerden olabilmek niyazıyla. Şu tarih itibari ile "Bayram" gelecek zamandan ibaret bir mefhum. Allah izin verirde ulaşırsak mübarek olur inşallah Bayram'ımız. Selametle kalın daim. 
 
Not: Bahsettiğim teyzemiz yakın tarihte vefat etti. Allah rahmetiyle muamele etsin. Cennetinde Cemal'ini gören bahtiyarlardan eylesin. Amin. Bir Fatiha'yı ruhuna hediye ederseniz hem teyzemizi hem beni mutlu edersiniz. 

 

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi