KİMİN DE KUYRUK, KİMİN DE EVLAT ACISI
Hakkı BALCI

KİMİN DE KUYRUK, KİMİN DE EVLAT ACISI

Bu içerik 500 kez okundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaz ortasında “Bu yılsonuna kadar biz tüm il, ilçe, belde yönetimlerini yenilemek durumundayız..Adeta bir metal eskimesi görüyorum…” dedi ve Seydişehir’de AK Parti’ye yön verenler, durumdan vazife çıkarıp kolları omuzlarına kadar sıvadılar…  

Son haftalardaki seyri de herkesçe malum…  

Uzak durdum zira sadece kollar değildi sıvanan… Paçalar da sıvandı hem de kasıklara kadar…  

Sözüm daha çok dalkavuklara, en gür ses onlardan çıktı… Kolu paçayı sıvamak bir yana, soyunup direkt daldılar… Para, rant, alkol, iş, gelecek hesabı, politik rant, politik gelecek, vesaire, vesaire, vesaire…  

Dilin kemiği zaten yoktu… İğrendim 

Bildiklerim, duyduklarım, gördüklerim, okuduklarım… Ve yerel bazda AK Parti cenahında 2002 yılından bu yana yaşananlara şahit hafızam... Aman Allah’ım… Kepazelik… 

Gönül vermişleri, samimi partilileri tenzih ile; gücü elinde bulundurandan tutun, gücü eline geçirmeye çalışanlara kadar giriftleşmiş aşağılık bir seviye…  

Sevgisiz, saygısız, gayesiz, ülke konjonktüründen uzak, geri mi geri, tam bizlik, tam Seydişehirlik bir ahval…  

İyi ki bitti ve AK Parti ilçe Başkanlığını hangi ismin yürüteceği belli oldu… Rezalet, yerini kapalı kapılar ardında hesaplaşmalara bırakmış olsa da biraz olsun duruldu…  

Artık bütün taraflar sonucu kabullenmek zorundadır ve Mustafa Konurer’e hayırlı olsun demekle mükelleftir… Büyüklerinizin münasip gördüğü isme hayır deme hakkına sahip değilsiniz… Bu durum ideal olmasa bile yerel siyasette hafızama kazınmış tecrübeden mütevellit bir gerçek ve tespittir… 

İlçe Başkanı Mustafa Konurer’e bendenizde bu vesile ile hayırlı olsun diyorum ancak etrafına kümeleşmiş, güya partili, şımarık, sosyal medya küfürbazları… Hafızası en fazla 150 kelimeyle sınırlı klavye silahşorları ile işinin zor olduğunu beyan etmek isterim… 

Diğer taraftan; İlçe başkanlığı için ismi telaffuz edilen AK Parti kurmayları ve gurupları ile barış müessesesini oluşturmasının da çok güç olduğu gerçeğini kabullenmeli… Başarmalı ama başarmış olsa bile kimin ne kadar samimi olacağı ise muamma 

Masal gibi bir öykü ile bu durumu izah etmek mümkün… 

Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar… 

Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona her gün bir altın vermektedir… 

Onların ki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikisi de karşılıklı bir şeyler alıp veriyorlar yani birbirlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar… 

Paylaşımda bulunuyorlar… 

Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor… 

Köylü bir gün hastalanıyor ve yılana her gün götürdüğü sütü götüremeyeceği için oğlunu yanına çağırıyor… 

“Bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır. Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir” der… 

Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar… 

Çünkü babası o altını almak için her gün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir, her gün gitmekle olur mu? 

Kim taşıyacak her gün sütü öldür şu yılanı al altının tümünü der... 

Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır…Yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar ve can acısıyla oğlana saldırır ve onu boğarak öldürür… 

Köylü bekliyor ki oğlu gelsin hem de altını getirsin… 

Gelen yok, giden yok… 

Oğlunun gelmediğini gören köylü hemen bahçeye koşar… 

Bir de ne görsün; oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok! 

Her ikisi de üzgündür… 

Köylü de evlat acısı, yılanda kuyruk acısı! 

Ancak, zaman geçer birbirlerine yeniden ihtiyaçları olduklarını anlarlar. 

Çünkü yılan aç kalır, köylüde altınsız… 

Tekrar bir araya gelirler ve derler ki yine eskisi gibi dost olalım…’ 

Köylü der ki; “Sen yine her gün altını ver, ben yine sütünü getireyim” 

Yılan kabul eder… 

Ne yapsın her ikisinin de rızkı kesilmiştir… 

Mecbur yeniden dost olmayı deneyecekler… 

Köylü yine her zamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır… 

Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır… 

Her ikisi de kendini kötü hissetmektedir… 

Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını… 

Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek… 

Evlat acısı zor! 

Der ki yılana; 

“Kusura bakma, bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz asla dost olamayız Birbirimizi gördüğümüzde hep bu acıyı yaşayacağız..  

Hülasası;  

Seydişehir’de kuyruk acısı ve evlat acısı olmayan bir tek AK Partili isim gösteremezsiniz...  

Umarım; herkesçe bireysel çıkışlı, kalenin sahibi olabilme hezeyanından uzak bir anlayışı ortaya koyma ve bunu eyleme dökme erdemliliği gerçekleşir zira Seydişehir ve AK Partinin buna çok ihtiyacı var… 

GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ 

“Ya bir yol, bul ya bir yol aç, ya da yoldan çekil…” Konfüçyüs 

 

DİĞER YAZILAR
Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Muzaffer Büyük 2017 yılını değerlendirdi
Muzaffer Büyük 2017 yılını değerlendirdi
İYİ PARTİ KURUCULAR KURULUNU BASINA TANITTI
İYİ PARTİ KURUCULAR KURULUNU BASINA TANITTI