Advert
FARKINDA DEĞİLMİŞİZ!
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

FARKINDA DEĞİLMİŞİZ!

Bu içerik 275 kez okundu.

Çocukken ki düşmelerimiz, incinip kırılmalarımız, itişmelerimiz, kakışmalarımız, inişlerimiz, çıkışlarımız hep büyüme provasıymış! Hayatı bir tahterevalliye benzetmek çok abes olmasa gerek. An olur yükselirsin bulutlara nazır, yüksekliğin büyüsü sarar insanı. Gökyüzünün göz kamaştıran rengiyle donanırsın!  Sonra an olur alçalırsın. Bakarsın seni yüreklendiren, ruhu uçuran, kanatlandıran mavilikten eser yok! O zaman da toprakla hemhal olmanın, toprak gibi mütevazi olmanın keyfini yaşarsın. Toprağın rengindeki kucaklayıcılık,  "bendensin!" sarışı, ne olursa olsun göğsünden hayata sunduğu nimetlerin bolluğu, bereketi yoktur başka hiçbir şeyde...  Velhasıl hayat inişiyle de çıkışıyla da değerlidir!  İnsanoğlu düşer, kalkabilmeli. Yükselir, ululanmamalı. Nerden geldiğini, nereye gittiğini iyi bilmeli!

 

İnişler ve çıkışlar,düşüşler ve kalkışlar,  insanın fiziksel ve ruhsal tekamülünü sağlayan dinamiklerdir aslında. İnsanoğlu maddî ve  manevi varlığının emanetçisidir. Sahip olduğunu sandığı ve sahip olmak için savaştığı değerlerin elinde iken varlığıyla sevinip,varı yoğu elinden kayıverince dünyanın sonu olarak telakki etmesi bu bilincin eksikliğindendir kuşkusuz. Hep sahip olacağı zannıyla yaşayan insan,zamanı geldiğinde kaybedebileceği gerçeğini kabullenemez bir türlü. Hayata ana rahmine düşüşle başlayan insanın kalkıp doğrulma sürecinde birçok düşüş ve kalkışlar yaşaması ve onca düşüşe rağmen doğrulma azminden caymaması; hayat mücadelesine (k)attığı büyük adımlardan biridir. Fiziksel düşmeler ve incinip yaralanmalar yanında ruhsal kanamalar,incinip savrulmalar, onarılmaz travmalar yaşayan insan; yarayı merhemle, acıyı sancıyla gidermeyi öğrenir zamanla. Ki yeni yaralanmaların, yeni acıların izalesi daha kolay olsun. Böyle böyle bireyin kişisel yeterlilik algısı gelişir ve düşe kalka hayat mücadelesinde nice ipler göğüsler. Hayat bir mücadeleden ibarettir. Aslında insanın mücadelesi kazanım elde etmek/kazandırmak, değişmek/değiştirmek, dönüşmek, evrilmek, gelişmek içindir çoğu zaman. Kazanmak için çıktığı yolda kaybettiği onca şeye rağmen insan bazen,kazandığına değil kaybettiğine, verdiği çabanın değerine şükreder. Bu manada yenildiğini zannettiği mücadelelerde aslında galip bizzat kendisidir. Kazanmak bir mücadelenin hakedilmiş sonucu olunca değerli ve güzeldir. Haksızca kazanılmış herşey,aslında kayıptan başka birşey değildir. İnsan tamda burada sorgulamalı; neyi,ne için,ne uğruna kazandım? Yada kazanma uğruna neyi kaybettim? Kazandığıma veya kaybettiğime değdi mi? Kazanma ve kaybetmeyi  birazda duygusal manada irdelemek isterim. Tam bu noktada  kardeşlikleri, arkadaşlıkları,dostlukları,yarenlikleri sorguluyorum.

 

Dostluk; dost dediğin insanı her haliyle sevip değer vermek, onun varlığıyla sevinmek, onu mutlu eden herşeyi varlığıyla sevmek, onu üzen her ne varsa bundan acı duymak ve gidermeye çalışmak, iyi günde kötü günde, sancılı ve sevinçli anında maddeten/manen yanında olmak, ihtiyaçlarını imkanları el verdiğince karşılamaya çalışmak, onun kurtuluşu ve afiyeti için duada bulunmaktır. Dostluğu daha dar veya daha geniş manada algılamakta olasıdır. Kişiden kişiye değişir diye düşünüyorum. Günümüzde dostluklar menfaat çemberi ekseni etrafında varlığını sürdürüyor maalesef. Ve bakıyorsun menfaat bitmiş dostlukta bitmiş.  Kayıp kazanç dengesine dönecek olursak böyle bir dostu kaybetmek kazançtır takdir ederseniz. Velhasıl bazen kazanmak için kaybetmek gerekir. Fakat öyle dostlar ve dostluklar vardır ki kaybını düşünmek dahi dünyanın sonunu düşünmekten daha acı gelir insana. Kayıp kelimesi ,kişiye ve duruma göre daha ağır ve daha acı bir surete bürünebilir velhasıl. Ve herşey zıddıyla kaimdir. İnişler olmadan çıkışların , düşüşler olmadan kalkışların, kayıplar olmadan kazançların değeri anlaşılmaz. Dünya; sonsuz bir mutluluk yurdu değildir. Başımıza gelen her hadise ilerisi için bir pusula , bir rehber, kulağa küpe  niteliği taşır. Bu sebeple ne kalktığımıza sevinmeli, ne düştüğümüze üzülmeli.  Eğer yaşadıklarımız bizi ebedî mutluluğa götürecekse zaten eninde sonunda sevinç bizi bulacaktır.

 

Bu yolda ayağımıza batan dikende,gönlümüze isabet eden gam,keder,mihnette kıymetlidir. Bu minvalde sınamalara değil, bu sınamaların her birinin ardındaki hikmete ve bizi getirdiği/getireceği noktaya odaklanmalı ve  ona göre yaşamımıza istikamet üzre bir yol çizmeli diye düşünüyorum. Farkına varmadan yaşayıp tükettiğimiz pek çok değerli ânımızın farkındalığıyla, yaşadığımız âna değer katabilmek ümit ve duasıyla... 

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi