Advert
GECE YOLCULUĞU
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

GECE YOLCULUĞU

Bu içerik 306 kez okundu.

Geceyi seven herkes eminim sever bu saatlerde yolculuğu. Gittiğin güzergahta neler olduğunu görmeksizin ve durmaksızın hareket edersin ve o anda önemli olan  yolculuğun nereye olduğu değil,kendisidir aslında. Gitmektir ardına bakmadan,vuslat  hayali kurmadan, sabaha ulaşmadan yalnızca gitmek...

Gecenin karanlığı göz alabildiğine.. 
Hani derler ya "zifiri karanlık"... Fakat hiçbir kalemin siyahı,  geceye münhasır siyahın asaletini resmedemez eminim. Uzaktan karanlık içinde göz kırpan ışıklar görünüyor... Dağın eteğinde küçüklü büyüklü köy evleri. Tuğladan evlerin uzaktan bir muma benzeyen sokak lambasının ışığıyla ortaya çıkan yarı aydınlık,yarı karanlık silüeti.. Ve evler... Küçükken bir kare çizip üzerine üçgen bir şapka oturtarak yaptığımız yaz,kış bacası tüten evlere ne de çok benziyor. Her bir evin bacası tütüyor yine.  Yalnız bir farkla! Herbir evin sahiplerinin birbirinden içli,birbirinden dertli, birbirinden kasvetli hikayeleri ile birlikte.. Belki içlerinde sevimli hikayesi olanda vardır kimbilir! Vardır elbet. Öyle ki kardeş kardeşe oynayan çocukların çığlığının, sobanın üzerinde kendince bir name tutturmuş çaydanlığın iniltilisine karıştığı evler, ne bahtiyar evlerdir. Aile büyüklerinden ayağında aşınmış meshi, başında namaz takkesi,elinde tesbihi ile çoktan hacca gidip gelmiş ve "hacı"ismini, ismi yerine memnuniyetle kullanan ak sakallı mübarek dedelerin eskilerden, uzaklara dalarak hafif buruksu bir tebessümle andığı, nasihatleri hayat hikayesinin içine özenle yerleştirip yeri geldikçe usulünce hatırlattığı evler ne bahtiyar evlerdir. Yoğurdukları tarhananın ekşi kokusu henüz evin odalarını terk etmemişken ,tava gelmiş olan tarhana hamurlarını hazır çorbaya taş çıkartırcasına incecik taneli hale getiren büyüklerin ve çocuk çömleğin imece usulü gayretiyle şenlenen ve bereketlenen evler, ne bahtiyar evlerdir. Bir yanda ekmek eyleyen,diğer yanda börek açan  cefakar anaların sıcacık kınalı elleriyle sardığı, yumuşacık ekmeği katık aramadan yiyen yavruların yaşadığı evler ne bahtiyar evlerdir. Derler ya tütmedik baca olmaz diye. Öyle işte.
Yol uzadıkça uzuyor, düşünceler gibi...
Bir ara uçsuz bucaksız göğe uzanıyor bakışlarım. Göğün kandilleri ışıl ışıl. Işığın kaynağı göstermese de yüzünü, göğün yüzünde kandilleri yakıyor bir bir varlığından haberdar edercesine. Sonra bulut kümelerinin arasından parlakça ortaya çıkan ay; aslında karanlık bir yüze sahip olsada aydınlığa dönmüş yüzü hürmetine aldığı ışıkla hem aydınlanıyor,hemde aydınlatıyor karanlıkta kalmış olan bazı şeyleri. Gecenin ortasında , geceye dair düşüncelerimde benim gibi alıp başını gidiyor buralardan çok uzaklara...
Karanlıkla bir başıma,g(h)eceyle dolmuş zihnimden parmak ucuma sızıyor geceye dairler...

Gece ki; Sırlı cümleleri koynunda uyutup, sızılı cümleleri göğsünde avutan...
Gece; uzakları soluğunda eritip, suskun bakışların ardında sevinç çığlıklarını yankılatan...
Gece; sonsuz ve kusursuz göğe baktıkça hüznü heceleten,en parlak yıldıza rüyalarda görüştüğün biriciklerinin isimlerini söyleten...
Gece; açsanda bir kapasanda gözlerini
Gece; sussanda bir,çığlık çığlığa bağırsanda ...
Gece; karşında küçük bir çocuk. Mutlu, hüzünlü, ürkek, tedirgin.
Gece; saatlerin hiç geçmesin dediğin vakitleri, 
Gece; mimiklerin aniden değişiyor, gözünün önünden geçiveren çocuk.
Gece; yüzünde gülücükler, bir damla süzülüveriyor yanağından aynı anda.
Gece; koskoca okyanusta gelgit yaşıyor ruhun en derinindeki çocuk,
Gece;kâh mana denizinin ortasında kimsesiz ve ıssız!
Gece; kâh koyulaşmış zift karanlığında ,muhabbetin ağusuyla demli bir çay tadında...

Gecenin bereketinden nasiplenmek... Geceyi ve gece yolculuğunu seven her canın bundan payına düşen, onu hoşnut etmeye yeter eminim. Yolcunun kaderi yoldur ama hangi yolu tuttuğu asıl kaderini belirler işte. 
O kadar düşünceden sonra  şunu farkettim ki;  yolculuk kendinden, iç dünyana kaçmaktır. Yolculuk uzaklaşmaktır ölgün ve solgun ruhlardan..
Yolculuk her seferinde aynı yol üzerinde olsanda  farklı keşifler yapmaktır...
Ve gecede yapılan yolculuk; karanlığın içinde ruhu aydınlatan güzelliklere şahid olmaktır ve şâd olmaktır... Ondan olsa gerek kalbini dinlemek ve ona yönelmek isteyen gece çıkar yolculuğa. Kalp evinin sahiplerine ancak o vakit kavuşur çünkü... Sessiz hasbihaller zamanıdır gece...
Dilerim ki; yolumuz,yolculuğumuz ve bize bu yolda yol arkadaşlığı yapan yoldaşlarımız hayrolsun.
Gece kuşlarına selâm olsun bu arada... Onlar ki geceyi her bir güzel ve eşsiz ayrıntısıyla yaşayandır.

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi