Advert
EVİMİZ INŞAATA NAZIR!
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

EVİMİZ INŞAATA NAZIR!

Bu içerik 283 kez okundu.

Dikkat! Bu yazı yüksek dozda sitem içerir...

Gökyüzümüze inşaat dikiyorlar yavrum!..

 

 

Bir zamanlar geceleyin uyumadan az evvel aydededen,yıldızlardan konuşurduk ya hani. Onlara bakıp bakıp hayal kurardık seninle. Yıldızları konuştururdum ,sonra aydede lafa girerdi muzipçe. Aydedenin yolculuklarından,yıldızların hareketlerinden,sonra en çok parlayan yıldızdan bahsederdik. Hayatımızdan kayıp giden en sevdiklerimizin; en parlak yıldız olup gökyüzünde bizi seyrettiğinden bahsederdim mesela. Gözlerin en parlak yıldızda, kulakların bende dikkatlice dinlerdin, buruksu bir tebessümle karışık çehreyle... Saymaya başlardık parlayan yıldızları. Sen o zamanlar daha çok sayamazdın ama böyle böyle saymayı da öğrenmiştin. Aydede günün nasıl geçtiğini sorardı sana ,sende anlatırdın bir bir. Güneş'i sorardın sonra. Güneşin uyumaya gidip sabah erkenden geleceğini anlatırdı aydede sana.

 

 

Her gece bu muhabbet gerçekleşirdi ve sen hiç bıkmadan usanmadan, merakla ve tekrar tekrar sorardın aynı soruları. Kahverengi gözlerin, simsiyah gökyüzünde bazen toparlak,bazen karpuz dilimi,bazense senin tabirinle muza benzeyen aydedeyi arar,bulamazsa seslenirdin. "Aydede! Aydede! Nerdesiiiin!" Meraklı gözlerin bulamayınca telaşla bir yukarı, bir sağ,bir sol etrafı kolaçan eder, en sonunda " buldum anne bulduuum!" deyip sevinç çığlığı atardın. Aydedeyle muhabbetini "iyi geceler Aydede! Allah rahatlık versin." diyerek noktalardın en sonunda mütemadiyen her gece... Her gece yatmadan evvel bu hasbihali gerçekleştirmek, bizim adetimiz olmuştu artık... Ta ki koskoca bir iş makinesinin tonlarca ağırlıktaki kepçesinin, bir sabah dikeceği taş binanın temel toprağını, geceye dair tüm hikayelerimizin üzerine atana kadar!..

 

 

 

 

 

Ne vardı sanki bu kadarcık muhabbeti de çok gördünüz bize!!! Nedir derdiniz be kuzum? Parlayan yıldızlarla seyrü sefer etmenin keyfinden az daha nasiplenseydik, bulutların ardına saklanan ayı görmek için az daha çaba verseydik, penceremizden tamda oturduğumuz yerden yaptığımız gökyüzü yolculuklarına her seferinde başka bir hikâyeyle devam etseydik keşke.... Doymadınız mı betona? Perdeyi açınca masmavi gökyüzünü görmeyi düşümüzde görür olduk!.. Sıcacık ve mütevazı topraktan geldik gelmesine amma gitgide ağaca,yeşile hasret üst üste yığılmış sopsoğuk betonlara dönüşüyoruz maddeten,manen ve ruhen maalesef! Ve gökyüzünün alabildiğine mavisini, pamuk gibi bulutların hareketini, belli bir ahenkle özgürce uçuşan kuşları, dağların tepesine düşen ilk karı değil, karşı dairenin bir uçtan diğer uca balkonunu seyredeceğiz artık. Ne büyük bahtiyarlık! Göğe dair her ne varsa bizi mutlu eden; koca inşaatların ardındaki tüy gibi bulutlarda asılı kaldı... Tüm hikayeler dimağımızın kursağında düğümlendi kaldı. Kalbimizin sesi kısıldı. Hayallerimizin üzerine koskoca taş bir kütle oturdu kaldı! Haydi şimdi bol bol kararttığınız göğümüze diktiğiniz inşaatı kaç tane lamba aydınlatır oturun onu düşünün....

 

 

 

Düşünün biraz toprak görünce bulanmak için çırpınan çocuğun toprakla buluşma sevincini! Düşünün meyveyi dalından koparmanın zevkini yaşayan yaşlıyı ve genci! Düşünün betona bulaşmamış yeryüzünün insanoğluna verdiği manevi hazzı ve lezzeti! Ve el emeği göz nuru eseriniz(!) betonlar arasında sıkışmış, ezilmiş,her an patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüş insanların ilk fırsatta can havliyle kendilerini bu cendereden kurtarıp yeşile,doğaya,suya,ağaca,dağa,taşa,kuşa nasıl kaçtığını bir düşünün! Ruhunu boğduğunuz insanlara verdiğiniz hizmet; bedenlerini lüks binalara hapsetmek... Ne hizmet ama!

 

 

 

 

 

Efendiler!

İnsanoğlu betona değil, yeşile aç! İnsanoğlu havasız AVM'lere değil,bol oksijenli doğaya muhtaç! İnsan ruhuna korna sesi değil, doğanın sesi ilaç! Gökyüzü hepimizin! Maviliğinden bizi mahrum etmeyin! Lütfen!

 

 

 

23 Aralık ikibinonbeş (Not:Bu yazıyı sadece görüş alanımızı daraltan nesnel engeller için değil, gönül açımızı da daraltan her türlü engel için kaleme aldım. Dar alanda değerlendirmeyin lütfen)

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi