İNSANA DAİR ZANNIMIZ
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

İNSANA DAİR ZANNIMIZ

Bu içerik 692 kez okundu.
 
          Duymak istediğimiz ne çok gürültü, kulağımızı tıkadığımız ne çok ses var hayatımızda. Gün ışıyor ve bizler üzerimize doğan güneşin farkında olmaksızın yine aynı umarsızlıkla başlıyoruz yeni bir güne tatsızlığımız,keyifsizliğimiz ve şükürsüzlüğümüzle çoğu kez... 
             Evet gün herşeye rağmen ışımaya devam ediyor halbuki. Doğa canlanıyor. Kıpırtılarını dışarı çıkar çıkmaz hissediyor insan. Hafifçe dokunup geçiyor  yüzüme arada bir esen rüzgar. Yol boyunca pembeli beyazlı çiçeklerle bezenmiş ağaçları gördükçe mutlu oluyorum ve yol kenarlarında sapsarı simasıyla  gülümseyerek  bakan hindibaların adım başı  selam vermesi ile gözümü kamaştıran güneşe şükranla bakıp Rabb'e sonsuz kere şükrediyorum. Doğa içimize dirilmek ve canlanmak  adına bir tohum bırakıyor. Tamda kalbimize! Gökyüzü uçsuz bucaksız maviliğiyle kanatlar takıyor sanki ruhuma. İçim içime sığmıyor. Herşeye rağmen doğa insana her an umut fısıldıyor. İnsana rağmen! 
               Evet insan sandıklarımızdan bahsediyorum. İnsana rağmen yaşamaya çalışıyoruz. Hırs ve egosunu tanrı ilan edip tapınan insana rağmen insan kalma mücadelesi veriyoruz. İnsana rağmen güzel düşünmeye çabalıyoruz. İnsana rağmen vicdan mekanizmamızı sağlam ve diri tutmaya çalışıyoruz. İnsana rağmen inadına güvenmeye kararlı bir şekilde devam ediyoruz. Öyle ki; hayat bizi öyle insanlarla karşılaştırıyor ki bazen sevmekten korkuyoruz, bazen güvenmekten, bazense hayatın ta kendisinden ve getireceklerinden... 
                Halbuki insan insanın merhemi olmalıydı yaralarını saran. İnsan insanın sığınağı olmalıydı korkularından emin kılan. İnsan insanın dert ortağı olmalıydı acılarını alan. Yükü ağır olana sırtını dönen değil,sırtını veren olabilmek ne güzel bir tercihtir. Keşke yük olmayı değil,yük almayı tercih etseydik!.. Keşke sevebilseydik! Keşke az da olsa insan olabilseydik!..
               Dünya, insan ırkı yokken daha yaşanılası idi belki de. Sevme ve merhamet duygusunu yitirmiş bencil insan ne zamanki dünyaya adımını attı. Yakıp, yıkıp, yokederek elde etmenin zevki(!)ne vardı. İşte o zaman dünya  kaos ve katliamlarla mahva uğradı.  Teknoloji üretmek için değil,yoketmek için gelişmeye başladı. İnsan kendi eliyle kendini yoketmenin azmine düştü. Halbuki dünyada yaşanılacak kaç yılı varki insanın?  Eninde sonunda toprağa kavuşacaksın ey insanoğlu! Bu hırs, bu daha fazla,çok daha fazla elde etme çabası,bu gözü dönmüşlük niye? İnsanlığımızdan utandığımız ne çok hadise ile karşılaşıyoruz. İnsan,hayvan ve doğa katliamları gün geçtikçe artıyor maalesef. Sırf yoketme dürtüsünü tatmin etmek için neler yapmıyor ki insan. İşin kötüsü artık bunlar alenen ve normalmiş gibi yapılıyor maalesef.  Ve ne yazıkki örneklik teşkil ediyor. 
                Çocuklar katlediliyor, masum hayvanlar öldürülüyor. Ağaçlar kesiliyor, böcekler ilaçlanarak yokediliyor. Ekolojik denge bozuluyor. Ruhsal denge altüst oluyor. Dünya maddeten ve manen gittikçe daha yaşanmaz hale ge(tiri)liyor. Ve dünya, haris  insanın doymak bilmez nefsine kurban gidiyor. 
              Bu kadar acı verici hadiseler yaşanırken yaşamak yük haline geliyor artık sinelerde. İnsanlık öldükçe, hayat sahipleri öldürüldükçe elden hiçbir şey gelmiyor. Dilden şu sözler dökülüyor çaresizce ve yüzlerce keşkeyle birlikte: "ya leytenî küntü türabâ" "Keşke toprak olsaydım!" Olsaydım da insan ol(amama)nın dayanılmaz ağırlığı altında ezilip kalmasaydım! Kalbinde yemyeşil çiğdemler açan taşlar bile daha yumuşak geliyor böyle kalpleri görünce insanın gözüne. İnsan olmanında bir nasip işi olduğunu anlıyor insan bu vesileyle.  
              Kalbimize iyi gelen, ruhumuzu onaran, varlığımızı ve dünyamızı inşa eden manevî bir ilaca ihtiyaç duyuyoruz dünya kurulalı beri. Dünyamızı aydınlatacak bir kıvılcım arıyoruz ömrümüzce. Ve anlıyoruz ki karşılıksız, masum, olduğu gibi, kucaklayıcı, en sade haliyle sevebilmeyi başardığımızda muhabbet üzre varolmuş dünyanın fıtratına uygun olarak yaşamış olacağız. Sevebilmek, sevgiyle gönüller inşa edebilmek, dünyayı muhabbetle koruyabilmek  büyük maharet ister takdir edersiniz ki. Var mı aramızda böyle maharetli insan peki? Allah bizleri böyle mahir "insan"lardan eylesin. Kalbimizi sevmekten aciz olana emanet etmekten muhafaza etsin. Bugün önce kendimiz, sonra insanlık için günümüzü sevmeye adayalım. Sevgiyle bakalım. Sevgiyle konuşalım. Sevgiyle yol alalım. Sevdiğimizi sevgimizden haberdar edelim. Dünya bize emanet. Bu can, bu beden, bu kalp bize emanet. Evladımız emanet. Sevdiklerimiz emanet. Vatan bize emanet. Emanete hıyanetlik etmekse büyük gaflet ve dalalet! İnsanlık ve insan olma meziyeti bize verilmiş bir şeref. Kıymetini bilelim. İnsan olmanın hakkını verip insan gibi yaşayalım. Muhabbetle daim. Vesselam. 

 

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Çınar Göz Kamaştırdı
Çınar Göz Kamaştırdı
GÜNYELİ KREŞ VE GÜNDÜZ BAKIM EVİ AÇILIŞI YAPILDI
GÜNYELİ KREŞ VE GÜNDÜZ BAKIM EVİ AÇILIŞI YAPILDI