Advert
KONYA'NIN B / İLİM MERKEZİ
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

KONYA'NIN B / İLİM MERKEZİ

Bu içerik 278 kez okundu.

"Bugün başta kendim için sonra oğlum için güzel bir gün oldu. Oğlumla beraber bilim merkezine gitmek, oradaki bilimin farklı dallarını görsel, işitsel, dokunsal hissetmek çok farklı bir deneyimdi. Dünyanın katmanlarından tutun, suyun kullanımında ne kadar tüketim yaptığımıza, kimyanın ilk çağlardaki deneysel çalışmalarda kullanılan materyallerinden tutun, tıp alanında kullanılan ilk çağ malzemeleri ve günümüz malzemelerine kadar, tavus kuşu çeşmesinden tutun, İskoç boyunduruğuna kadar adını ilk kez duyup ilgi ve merakla izlediğim ve istemeye istemeye ayrılmak zorunda kaldığım çok farklı bir ortamdı. Anlatamadığım o kadar farklı ve ilginç ayrıntılar var ki her birini yüzeysel incelemek zorunda kaldık çünkü görmemiz gereken çok şey vardı fakat zaman çabucak bitti. Oğlumda çok beğendi çünkü gezinti esnasında haberdar edildiğimiz ,gösterim için hazırlanan özel bir salonda(Planetaryum) çocuklara ve büyüklere özel güzel bir animasyon çizgi film  vardı. Ağaçların hayatı ile ilgili. Üç boyutlu ve resmen filmin içinde gibi hissediyorsunuz. Bu yaşıma geldim ilk kez tecrübe ettim. Vay be! Çağın çocukları birçok açıdan şanslı, pek çok açıdan şanssız.

 

 

Evet bilim merkezi ile ilk karşılaşmam ardından izlenimlerim böyle idi yaklaşık 1 sene evvel. Konya'da ilk kez böyle bir hizmetle buluşmak önce bir vatandaş olarak, sonrasında bilim ve farklı dallarına az çok  ilgi duyan bir birey ve tabiki anne olarak beni  yarına dair u/mutlu bir hissiyata sevk etti. İlk kez 2008 de TÜBİTAK'ın Türkiye'de kurulacak bilim merkezlerini destekleme sözü vermesi ile proje tasarlanmış ve TÜBİTAK’ın  desteği, Konya'nın önde gelen kurum ve kuruluşlarından olan Konya Sanayi Odası, Konya Organize Sanayi Bölgesi, Selçuk Üniversitesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Konya Ticaret Odası, Konya Ticaret Borsası ve KOSKİ’ nin işbirliği ile  proje hayat bulmuş, Konya'ya  çok önemli bir merkez kazandırılmıştır. Burada katkısı olan tüm kuruluşlara ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim. Bilim merkezi yeşil alanı, otoparkı, gezinti alanları ile çok geniş bir alana inşa edilmiş. İçerisinde oturup soluklanmak ve bir çay içmek için (içecek, yiyecek her türlü şey mevcut) kafe, rahatça ibadetinizi yapabileceğiniz ibadethane bile mevcut. Doğrusu birçok gösterişli devasa merkezlerde rahatça abdest alıp, ibadetini yapabilme imkanını geçtim  bir seccade serecek dahi bile yer ayrılmıyor maalesef. Merkezde olmazsa olmaz kitaplara da bölüm ayrılmış.  Okul öncesi kitaplarının da dahil olduğu türlü türlü çocuk kitapları ve araştırmaya sevk edici, merakı cezbedici her yerde kolayca ulaşamayacağınız  TÜBİTAK kitaplarına ilaveten zeka geliştirici oyun ve oyuncaklar, bilime ve üretmeye heyecan duyan çocukların ilgisini çekecek türde kurgu ve tasarımla oluşturulan mekanik oyuncaklarında bulunduğu çeşitli eğitim-öğretim araç ve gereçlerine ayrılan satış reyonunda ihtiyacınıza yönelik aradığınız her türlü eğitim materyaline satın alıp sahip olabiliyorsunuz. Merkezde farklı bilim alanlarından oluşan 5 farklı teşhir alanı mevcut. Kimya, fizik, astronomi, mimari, tıp bilim dallarının yüzyıllar önce bilim adamlarınızın o çağlardaki imkanları ile yaptıkları ihtiyaca dair icatlarının işleme mekanizmaları ile sergilenmesi takdir edilesi. Ve görevlilerin ziyaretçilere bu mekanizmaları  o zamanın şartlarıyla birlikte izah etmesi tatmin edici. Resmen bir ansiklopedinin sayfalarında geziniyorsunuz ve fotoğraf canlanıyor, hareketleniyor, gözünüzün önüne geliveriyor.  Öğrenmek sadece okumakla olmuyor. İnsan bilgiye görsel, işitsel, dokunsal olarak muhatap olunca daha çok akılda kalıyor. Kişi okuduğunu eğer tekrar etmezse 2 saniye sonra unutur.  Görmek bilginin kalıcı hafızaya kaydedilmesinde önemli etkendir. Bu sebeple bu merkez öğrenmeyi aktif ve eğlenceli hale getirmek için bulunmaz bir nimet. Sonrasında coğrafî bir gezinti için yeryüzünün özelliklerine dair iklim, yüzey şekilleri, gezegenler ve özellikleri, yüzyıllar önce ülkemizde yaşayan ve halen yaşamakta olan canlıların birebir görsel maketleri, yer hareketleri, deprem simülasyonu, obrukların oluşumunu anlatan mekanizma, suyun ve toprağın hareketleri ve daha birçok coğrafyaya dair konu ve anlatımlar; görsel, işitsel ve bizzat manuel kontrollerle tabiri caizse yaşayarak öğrenmeyi tecrübe ettirerek anlatılmış. Oğlum henüz okula gitmiyor ama pek çoğunun adını bilmese de görerek aşina olduğu ve öğrendiğinde "ben bunu daha önce duymuştum!" diyeceği pek çok kazanımı oldu ve ben bunu çok önemsiyorum. O araba sürmeyi seviyordu fakat rüzgar enerjisi sayesinde oluşan elektrik enerjisi ile hareket eden arabayı ve hareket mekanizmasını izlemek ayrı bir keyif ve farkındalık oluşturuyordu onda. Kalp atışını dinlemek, sigara içen bir insanın kapkara olmuş ciğerlerini gözlemlemek hatta bu babamın ciğeri deyip içselleştirmek, yapboz şeklinde dizayn edilmiş bir hücreye;  yapıtaşlarını ve organelleri şimdilik sadece yapbozun parçalarını yerine yerleştirme heyecanı ile dokunmak, bu ne ki diye merakla bakmak, bu ne işe yarıyor? sorusunun kafasında canlanması bunlar çok heyecanlandırdı beni. Momentumu bilecek bir yaşta değil henüz. Fakat momentum düzeneği çok ilgisini çekti. Küçük bir topun tek başına fazla yükselememiş olması ardından, büyük topun yere çarpması ile küçük topun metrelerce yukarı fırlamasına sebep olmasını keyifle izledi. Tekrar attı, bir daha attı, bıkmadan usanmadan yineledi oyunu (deneyi). Sonra onun tabiriyle yokuş aşağı bırakılan toplara yöneldi. Nasıl bir düzeneğe sahip onu anlamak istedi. Sonra gelsin eğlence... Evet bilim eğlenceli aslında. Ezberci eğitimin bize kattığı bilime karşı önyargıdan başka ne olabilir ki sizce? Tecrübe etmeden kağıt üzerinde kalan ve belli bir süre sonra uçup giden anlaşılmayan ve kullanılmayan bilginin beklenen hazin sonu; önyargı! Düşüncelerle ve ilgiyle devam ettiğimiz incelemelerimiz sırasında fark ettim ki; insanın içindeki meraklı ve oyunbaz çocuğun harekete geçmesi anlık.  Uzaktan gönderdiği görünmez topun, duvardaki yüzeyleri hareketlendirmesi benim bile hoşuma gitti. Sabun köpüklerini üflemek ve kocaman balonlar yapmaya sardı bir ara. Şekilli olanlardan üfleyince neden yuvarlak çıkıyordu? Bilim gerçekten insanı şaşırtıyordu gözlerinde görüyordum bunu. Bir yiyeceğin çürümesi, üzerinde oluşanlar görülmeye değer. Görüp tecrübe edemediğimiz kısımlarda vardı. Mesela "atık malzeme atölyesi", mikroskop ile yapılan laboratuvar etkinliği gibi katılımlı etkinliklere yaşımız tutmadığı için dahil olamadık "ama benim yaşım tutuyor ki" diyesim geldi bir an susturdum içimdeki çocuğu neyseki.  Kral kelebeklerinin hikayesini izlemek ayrı bir güzellikti. İnsan bu muhteşem kainatta an be an süren hayat döngüsünün göz alıcı bireylerinin hayatını izlerken; hiçbir canlının, yaratıcısının izni olmaksızın nefes dahi alamayacağını, gördüğümüz evrenden daha başka hayatlar, başka canlılar, bambaşka dünyaların varlığının da olduğunu ve bu hayat döngüsünde hepsinin bir görevi olduğunu düşünmeye sevk etti. Cümle aralarına sıkıştırılan evrim inkarına rağmen, her yaratılmış yüce Yaratanın varlığını sessiz fakat Gök kubbeyi sallayan bir nida ile haykırıyordu... Şükrettim.

 

Anlatmak istedim çünkü herkes görmeli. Teker teker, hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan. Tecrübe etmeli. Anlatamadığım pek çok güzel ayrıntı var. Bizzat görmenizi tavsiye ederim. Ayrıca son günlerde bizzat merkezin düzenlediği gençlere yönelik  bilimsel proje etkinliklerini takdir ve gıptayla izliyorum.  Şehir merkezinden uzak olması her ne kadar ulaşım hususunda dezavantaj olsa da ilerleyen zamanlarda ulaşımı kolaylaştırıcı çözüm önerilerinin getirileceğine, Konya Büyükşehir Belediyesinin bu konuda halkı sevindirecek düzenlemeler yapacağına canı yürekten inanıyorum. Konya'mıza bu merkezi kazandıran tüm kurum ve kuruluşlara ve emeği geçen herkese, insanları bilginin ışığıyla aydınlatmaya çalışan tüm çalışanlarına  minnettarım. Dilerim ilçeler ve dahi diğer illerde bu merkeze ilgi ve teveccüh gösterir. Çocuklarımızı Bilim  merkezine, kütüphaneye, tiyatroya  götürelim ki Play station adıyla hayat bulmuş, çocuk ve gençleri kötü alışkanlığa sevk edici ortamların cazibesi de müşterisi de ismi de yok olsun. Çünkü ülkemizin genç potansiyelinin play station salonlarında, internet kafe köşelerinde savaş stratejisi için kafa yormaya değil, barışla yaşamanın stratejisini geliştirip  bilimle yükselmeye ve bilimle yoğrulmaya ihtiyacı var. Ve bu ülkenin aydınlık güzel bir geleceği imar etmek için yarına dair projesi olan duru ve parlak zihinli gençlere ihtiyacı var! Lütfen gençlerimize ve merkezimize sahip çıkalım. Saygı ve selamlarımla...

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Gabonlu Golcü Nihayet İmzayı Attı
Gabonlu Golcü Nihayet İmzayı Attı
Kutay Köktürk Çınar Sanat Atölyesini Ziyaret Etti
Kutay Köktürk Çınar Sanat Atölyesini Ziyaret Etti