Advert
ÇOCUKLUĞUM VE ŞİVLİLİK
Süleyman SAYAN

ÇOCUKLUĞUM VE ŞİVLİLİK

Bu içerik 1642 kez okundu.

Üç ayların başlangıcı Türkiye’de belki de dünyada sadece Konya’da şivlilik adıyla ve özel bir önemle kutlanıyor. Hayatının büyük bölümü Konya’da geçmiş biri olarak Şivlilik özlem duyulacak bir gelenek diyebilirim. İlçelerde bile çok bilinmeyen bu uygulamaya kısaca değinmek gerekirse, Üç ayların başlangıcını kutlamak için yapılıyor. Arifesinde  daha kırsal kesimlerde lastik yakıp üzerinden atlama ile başlayan maytap patlatma ile devam eden daha küçük yaşlardaki çocukların ve gençlerin kağıttan yapılmış fenerler ile hava kararması ile ortaya çıkan güzel geleneğin sabahında ise ilk ışıklar ile erkenden kalkan çocukların ellerine aldıkları poşet çanta ile kapı kapı gezdikleri güzel bir uygulama. Yıllar öncesine gidip çocukluğumuzda bir çok Konyalı çocuğun yaşadığı okurken gülebileceğiniz, bir çoğunuzun belki ilk defa duyacağı ancak Seydişehir’de kesinlikle olması gereken güzel bir sosyal faaliyet şivlilik.

...Akşam yaktığımız lastiklerin, üzerinden atladıktan sonra, arka sokaklarda patlattığımız torpiller ile basıp kaçtığımız zillerden dolayı oldukça yorulmuştuk, gecenin ilerlemesiyle bir çoğumuzun annesi kapıda elindeki terliği gösterip artık çoktan banyo yapıp yatma vaktinin geldiğini söyler gibiydi.  

O gün ne kadar geç yatarsak yatalım sabahın ilk ışıkları ile kalkmayı başarıyorduk bir çoğumuzun ailesi okula bu kadar hevesle kalkmadığımızdan şikayetçi olurdu. Hemen hemen her mahallede olduğu gibi büyük bir örgütlenme ile sabahın ilk ışıklarıyla önceden belirlediğimiz toplanma merkezlerinde, bir tarlada bir köşe başında yada caminin önünde arakasında yada bir arsada toplanmıştık bile . Grubun lideri önceden belirlediği ganimeti bol mekanları toprak zemin üzerinde işaretleyerek buradan başlayalım buralarda daha çok zenginler var iyi şeyler alabilirler diye yol gösterirdi, lider genelde en çok konuşan çocuk olurdu, çok fazla bir şey bilmeseler de , her çocuk o çok konuşan çocuğu dinlerdi . Neredeyse her grubun bir tombul birde gözlüklü çocuğu olurdu. Tombul çocuk daha önce oraya gittiğini bulamadığı söylerken hala ağzında birşeyler olup zor nefes alır.

Bu defa herkes kendi fikirlerini sunmaya başlar sonuçta ikişerli üçerli gruplara ayrılıp saat başında herkes poşetleri açar neler toplandı, kim ne veriyor diye kararlaştırmıştık. Bu her şivlilikte böyle olurdu. Bir çocuk piyasanın üzerinde bir çikolata gördüğünde, tamamen saf duygular ile diğer çocuklara haber verir, herkes çoktan o eve akın etmişti bile. Aç gözlülük edip ikinciyi almaz ev sahibi teklif ettiğinde de, ben daha önce aldım diye masum bir tavır sergilerdi tüm çocuklar.

Yaşlı teyzelerin geceden kalkıp pişi yapmaları ile kahvaltımızı yapardık, o teyzeler hiç değişmezdi acıkan direk o eve giderdi, genelde müstakil, duvarları kireçli bazı yerlerde rutubetten kabarmıştı, hala ahşap kokusu üzerinden çıkmamış, çürümeye yüz tutmuş eski tahta kapıdan geçerdik, belki yağmur yağdığında akan damdan, bazı yerleri yamalanmış halı ıslanmasın diye altında leğen olurdu, soba borularında pet şişeler altında bir parça soba akıntısı, ama o pişinin tadı bizim için en lüks lokanta da yenilen bir yemekten bile güzeldi. Ailelerimiz bile bilmezdi ama bizler bilirdik o evde pişi yapıldığını, sonrası hep tatlı olduğundan akşam biraz midemiz bozulsa da bu sosyokültürel faaliyetin birçok alanda katkısı tartışılamaz bile.

Akşam olduğunda aldığımız gofretler ile ambalajlı diğer paketlerin tadının birbirine karıştığı, gofretlerin un ufak olduğu, yorgunluğumuzu ailemizle paylaştığımız şivlilik ile giderip,  bakın neler topladım deyip göstermenin, babamın ooo bunu nereden aldın çok güzelmiş demesinin keyfi hiçbir şeydi yoktu.

Seydişehir’e geldiğim ilk yıl büyük bir heves ile almıştım şivliliği, eşimin burada bilmezler demesine aldırmadan, çocuklara dağıtma arzusuyla… Öğlene kadar kapı çalmadı, eşim tekrarladı burada bilmezler gel aşağıda dağıtalım, biz önümüze gelen çocuğa verelim değişiklik olsun, dediğinde hadi o zaman demiştim. İndik beraber önümüze gelen her çocuğa verelim diye ilk çocuk ben yapancılardan bir şey almam dedi koşarak gitti. İkinci çocukta ses bile alamamıştık arkasını döndü kaçtı. Bir anne ile çocuğunu gördüğümüzde iyi bunun annesi var buna bari verelim dedik, annesi amacımızı anlamasa da çocuğunu ikna edemedi. Annesi nezaketen almasına karşın gördüğü ilk çöpe attı şivliliği, sonra eve götürüp, Şivlilik dediğimizde insanların yüzündeki tuhaf bakışa güle güle  kendi şivliliğimizi yemiştik.

Keşke bu uygulama her şehirde olsa, tüm çocuklar bu zevki tatsa, sadece Konya merkeze özgü olmasa diyorum, sonra bir bakıyorum bırakalım Konya’da kalsın kötü amaçlar için kullanmasınlar diyorum.

Bugün işte o gün Şivlilik, Regaip kandiline çocuk bakışı…   

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
Neslişah Yaldız     0000-00-00 Ben sena bayrağın sınıf arkadaşıyım gerçekten çok güzel olmuş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
TFF, Konya'ya ''PARDON'' dedi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi
Çınar Sanat Atölyesi Artiz Mektebi'ni Sahneledi