Advert
BİZ KİMİZ?
Kevser ARAT TÜRKMENOĞLU

BİZ KİMİZ?

Bu içerik 152 kez okundu.

Bir camiinin ihtiyaçhanesine girmek zorunda kaldım. Ve daha girmeden, burnunu kapatan, kokudan ve pislikten şikayet eden kadınlar gördüm; burnumun direğini kıran kokuyu bizzat teneffüs etmeden az önce. Biri "üstelikte paralı! Hem para alıyor, hemde temizlemiyorlar,para mara vermiyorum işte!" diye şikayet ediyordu kendince haklı sebeplerle. Kimi kime şikayet ediyoruz ki diye düşündüm sonra. Adamlar güzelce sabunu koymuşlar. Sular akıyor. Eee pisliğini de bir zahmet kendin temizle ,sifonuda  çekiver değilmi? Yapmayı biliyorsun, temizlemekten mi acizsin?! Ben başka dinden olsam, böyle pasaklı mensupları olan bir dini tercih edermiyim diye düşündüm sonra. Bir başkası benim pisliğimi temizlemek zorunda mı? 

 

Bir müslümanın ibadethanesi de, ihtiyaç hanesi de temiz olmalı. Oradan mescide girdim temiz bir nefes almak için. Buram buram çorap kokuyordu! Ne sıcağa dem vurdum, ne ayakkabının hava almamasına. Suç bizimdi. Suç İslam'ı namaz kılmaktan, oruç tutmaktan ibaret saymamızdı. Suç bencilliğimizdeydi. Suç saygısızlığımızdaydı,suç meksur insanlığımızdaydı! Bari gönlüm ferahlasın diye oturdum yeşillikler içinde bir parkın bankına. Etrafta envai çeşit insan. Yaşlısından gencine,çoluk çocuk,torun torba herbiri insanın gözüne ve gönlüne hitap eden bu güzel mekanın havasından suyundan faydalanıyordu.  Yeşillendiren,bakımını yapan kişilere minnet ve şükran hissi ile dolarak, gönlümü mesrur eden güzelliklere mütebessim bir şekilde bakınırken,ilerde bir grup genç gördüm. Yemyeşil parkın ortasında çimlerin üzerine oturmuş,hem muhabbet ediyor, hemde birşeyler içiyorlardı. Birşeyler içtikleri, muhabbetleri bittikten sonra geride bıraktıkları enkazdan anlaşılıyordu. Şişe ve bardakları poşetle getirmişler, şişenin içinde yarım kalan içecek ve bardakları yemyeşil çimenlerin üzerine itina(!) ile bırakmışlardı.  İlerde adım adım konulan çöp tenekeleri varken hemde. Beride kese kağıdı içerisinde muhafaza ettikleri çekirdeklerini,  hararetli muhabbetleri arasında gayri ihtiyari oluşturdukları sunî çekirdek kabuğu dağının ortasında afiyetle çıtlatan ve bundan hiç rahatsızlık duymayan teyzeler gördüm.

 

 Çekirdek kese kağıdında,kabuğu yerlerde... Gençleri yetiştiren analardı ve arslan yattığı yerden belli oluyordu. Kendi evinde insan çitlediği çekirdeğin kabuğunu koymak için bir tabak koyuyorsa kenara, dışarıda aynı hassasiyeti neden göster(e)miyor ki? Nasılsa bir temizleyen var(!) umursamazlığının daha bir ötesinde bence bu durum. Herkes kendi çöpünü atması gereken yere atarsa çöpçü asıl vazifesini yapar. Bir ikaz tabelası ile karşılaşıyorum sonra: " Sizin için yaşatılan yeşil alanı kabuklu yemişle öldürmeyiniz." Doğaya ve yaşayan her canlıya saygıyla hürmetle bakmak,sevmek,muhafaza etmek,yaşama hakkına saygı duymak,sınırları aşmamak,güvenle yaşa(n)masında varsa katkımız elimizden geldiğince yardım etmek, hiçbir şey elimizden gelmiyorsa bile mevcut varlığının bozulmaması için çabada bulunmak gerekiyor kuşkusuz.

 

Hal böyleyken kendi pisliğini dahi toprağı kazıp içine yapan ve üzerini yine toprakla kapatan hayvanatın zerafetinden ne denli uzak oluşumuzu düşününce, yaşa(t)madığımız insanlığımızın üzerine attığımız toprakları düşündüm.  "Kendin için istediğini kardeşin için istemedikçe gerçek iman etmiş olmazsın"  diye tavsiyede bulunan bir dinin mensubu olmanın gereği bumuydu?  İnadına sevdirmiyor, nefret ettiriyoruz.


Zor mu temiz olmak?
Zor mu Müslüman olmak?
Zor mu insan olmak?


"İslama girmeden önce Müslümanları görseydim, müslüman olmazdım." diyen Yusuf İslam'ı anlamak için biraz kendimize bakalım. Ne kadar haklıymış üzülerek göreceğiz ...

 

 
1.ağustos.2015

Bu Haber Hakkında Sen Ne Düşünüyorsun..
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Gabonlu Golcü Nihayet İmzayı Attı
Gabonlu Golcü Nihayet İmzayı Attı
Kutay Köktürk Çınar Sanat Atölyesini Ziyaret Etti
Kutay Köktürk Çınar Sanat Atölyesini Ziyaret Etti